32. Gün/ Yasak/yasa/yas/yaşasak

Günaydın,

Güne sevgili Yeşim’in sesinden “yas” konusunu dinleyerek başladım. Son zamanlarda sık sık gündemimizde tıpkı “farkındalık” gibi “yas”. Anlamı, bildiğimiz, kodlarımızda olduğundan biraz farklı. Anlatmam zor, çünkü ben de anlamaya çabalıyorum. Bugün yas kapısını araladık, yarın da sevgili Judith ile içeri girmeyi deneyeceğiz. Bu çok ciddi konuyu masallar ve basit alıştırmalar aracılığıyla sindirmeye çalışmak iyi geliyor gibi. Bu dönem daha çok kendimize bakma, değişim dönemi.Biz yine de değişimler konusunda hazırlıklı olduğumuzu zannediyorum, çünkü hayatımızdaki en büyük değişimi tam dört yıl önce başlattık. Neleri bıraktık, bırakmak kolay oldu mu, bıraktıklarımızı arıyor muyuz… Aradığımız sadece orada kalmak zorunda olan gençlerimiz ve geniş ailemizden dostlar, arkadaşlar. Bir apartman dairesinde komşularla beraber yaşamayı, eksiklerimizin apartman hizmetlilerince yerine getirilmesini, korunaklı olduğuna yıllarca inandığımız o büyük şehir hayatını aramıyoruz. Değişimin ilk adımı buydu. Kendi işimizi kendimiz görmeye başlayınca ikinci adım da atılmış oldu. Bu …… günleri geçince daha çok şey değişecek gibi. Bunun ilk adımını da bahçedeki sebze tarhlarımızı büyüterek attık.Artık günün büyük kısmını bahçede geçirmeye çalışıyoruz. 

Güneş iyice ısıtmaya başladı. Eşofmanla çıktık bahçeye, sonra paçaları sıvadık, sonra kollarımızı  ve güneşe teslim olduk. Ara sıra geçen jandarmanın sireni ya da uzaklardan gelen bir traktör sesinden başka ses yoktu gün boyu. Sessizliğin sesine kuş cıvıltıları karışıyordu zaman zaman.

Akşam you tube sayesinde önce Kafka’nın Değişim romanından uyarlanan bir bale –tiyatro gösterisini, ardından “toc toc” takıntı adlı İspanyol komedisini izledik. Bazı sahneler tam da bugünlerde yaşadığımız temizlik hallerimize benziyordu. Umarım bizde de takıntı haline gelmez.

Hoş kalın, sağlıklı kalın.

 

Evde 18. gün

Urla Kuşçular’dan bol güneşli günaydınlar…

Nisan ayı bizim gibi bahçeleri olanların fideleme ve hatta yöreye göre fideleri toprakla buluşturma zamanı. Her yıl bu dönem tohumlarımı uçan dostlardan en çok da Kuşçular’ın rüzgarından korumak için büyük çaba sarf ederim. Ancak bu yıl tam düşündüğüm gibi bir fideleme sistemine kavuştum. Buraya yerleşeli beri balkonlarımızın birini kış bahçesi haline getirme arzumuz nihayet gerçekleşti.(Sağ olsun kardeşimin eşinin marangozluk hobisi sayesinde)  Üç hafta önce saksılara yerleştirdiğim tohumların durumunu görüyorsunuz. Bunlar sadece bir kısmı. Şu boy atmış olanlar sakız kabağı fidesi. İlk tohumlarını buraya yerleştiğimiz yıl sevgili Şadan Güvenir ( Sevgi Ana Çiftliği) vermiş ve bana kabak tohumlarını çoğaltmamı tembihlemişti. Onun kadar başarılı olamadım belki ama bir miktar kabak elde edebildik. Her yıl yeni bir şey öğreniyoruz. Çok sık ekim yapmıştım bugüne kadar ve sonunda bitkiler birbirini boğar olmuştu. Bu yıl ekeceğimiz bahçe kısmını  genişleteceğiz ve az da olsa daha sağlıklı ürün almaya çalışacağız.  Kendi yazlık ürünümüzün tümünü karşılamamız mümkün değil. İşte orada imdadımıza temiz gıda toplulukları yetişiyor. Yereldeki  üreticileri destekliyor, onların ürünlerini satın alıyoruz. Dün sözünü ettiğim BİTOT ( batı İzmir topluluk destekli tarım) burada devreye giriyor işte.

Evet, evde 18. günde benim yüzümü boy atmış fidelerim güldürdü. 18.günde  zoom yapmaya bir gün için ara verdik. Okumaya ve yazmaya daha fazla zaman ayırabildim.

Bakalım 19. gün nelere gebe…

19. gün Nisan 1. Şaka yapma günü.Şimdi biri çıksa da son 2 ay hiç  yaşanmadı, bunların hepsi şakaydı dese…