42. Gün/ Ah zaman vah zaman!

Günaydınlar, demektense aydınlık günler olsun desem ya…Bazen kendimi de düzeltme ihtiyacı hissediyorum. Birden kulağıma hoş gelmeyebiliyor yazdığım sözcükler. Evet efendim, zaman demiştim. Kırk gün önce ne yazmıştık, bol bol zamanımız var her şeye dememiş miydim. Nerdeeeee!

Yetmiyor efendim.. Yetmiyor! Arkadaşlarımızın canlı ınstagram sohbetlerini kaçırmamak, kendi atölyelerimizi proglamlayıp uygulamak, yeni atölyelere katılmak, meditasyon davetlerindeki patlamaya ayak uydurmaya çalışmak, yemek, temizlik ( yanlış anlaşılmasın hepsinden ayrı keyif alıyorum) derken biz her şeye nasıl zaman buluyorduk önceden diye düşünür oldum. Bir de durmadan günlük yazıp başınızı şişirdiğimi düşünüyorum. Sanırım bundan sonra yine sabah yazıları yazacağım ama günlük tutmak yerine içimden geçenlerden söz edeceğim.

Beni ve yazı arkadaşlarımdan paylaştıklarımı zaman bulursanız takip ediniz efendim.

Sevgiyle kalın.

 

 

Reklam

21.Gün yazı 8

Günaydın… Günaydın… Günaydın siz, günaydın bize.

Her şerde bir hayır vardır, sözü içinde bulunduğumuz şu durumda kullanılacak bir söz olmasa gerek. Bunca ölüm, bunca hasta, bunca çaba, bunca korku varken. Hayır yok elbet, ancak evde kalmaktan dolayı dolaylı hayır elde edebilenlerimiz var. Of of! Cümleye geliniz. Kısaca evde olmanın yararlarından istifade etmek mümkün demek istemiştim. Sözü dolandıra dolandıra düne getirdim sonunda. Haftanın hangi gününde  olduğumuz için artık takvime baş vurduğumuz bir zamanı yaşamaktayız. (Ya da zaman diye bir kavram var mı ve aslında zaman nedir…) Sabah sabah zamanla derdim ne acaba? Konuya pat diye dalmak yerine adım adım yanaşmaya bahane efendim. Vasat bir güne eklenen son derece keyifli üç saatlik bir zoom buluşması dünden arta kalan.

Hiç abartmıyorum, inanın.  Şair, yazar Onur Caymaz tam üç saat ( saatin nasıl geçtiğini anlamadım) bir şiir okurcasına önümüze serdi Sabahattin Ali’yi. (Dikkat! A nın üzerinde işaret yok. A uzatılmayacak. Sevgili yazarımız bir kez daha hatırlattı.)

indir

Dünkü sohbet/ seminerin konusu “İçimizdeki Şeytan” Sabahattin Ali idi. Bir roman yazarının hayatının içinden ağır ağır yürüyerek hiç sıkılmadan geçtim.( kendi adıma konuşayım) Ne çok not almışım şaşırdım defterime bakınca.Ne çok bilmediğim şey varmış Sabahattin Ali hakkında; acılı bir hayatı olduğundan ve çok genç yaşta esrarengiz bir cinayete kurban gittiğini bilmekten başka. Sabahattin Ali’nin fotoğraflarına bakınca onun yüzünde hep bir muziplik görmüşümdür. Oldukça yakışıklı sayılan, tatlı tatlı gülümseyen bir komşu gibi samimi bir adam düşünmüşümdür. Dün yakından tanıştık kendisiyle. Daha fazla açıklama beklemeyiniz efendim. Onur Caymaz seminerlerine katılmak kolay. Akademi Nar’ ı takip etmeniz yeterli.

Düne dair sadece “İçimizdeki Şeytan” kalmış demek ki, başkaca bir şey yazamadım.

Sağlıkla sevgiyle kalınız.