21.Gün yazı 8

Günaydın… Günaydın… Günaydın siz, günaydın bize.

Her şerde bir hayır vardır, sözü içinde bulunduğumuz şu durumda kullanılacak bir söz olmasa gerek. Bunca ölüm, bunca hasta, bunca çaba, bunca korku varken. Hayır yok elbet, ancak evde kalmaktan dolayı dolaylı hayır elde edebilenlerimiz var. Of of! Cümleye geliniz. Kısaca evde olmanın yararlarından istifade etmek mümkün demek istemiştim. Sözü dolandıra dolandıra düne getirdim sonunda. Haftanın hangi gününde  olduğumuz için artık takvime baş vurduğumuz bir zamanı yaşamaktayız. (Ya da zaman diye bir kavram var mı ve aslında zaman nedir…) Sabah sabah zamanla derdim ne acaba? Konuya pat diye dalmak yerine adım adım yanaşmaya bahane efendim. Vasat bir güne eklenen son derece keyifli üç saatlik bir zoom buluşması dünden arta kalan.

Hiç abartmıyorum, inanın.  Şair, yazar Onur Caymaz tam üç saat ( saatin nasıl geçtiğini anlamadım) bir şiir okurcasına önümüze serdi Sabahattin Ali’yi. (Dikkat! A nın üzerinde işaret yok. A uzatılmayacak. Sevgili yazarımız bir kez daha hatırlattı.)

indir

Dünkü sohbet/ seminerin konusu “İçimizdeki Şeytan” Sabahattin Ali idi. Bir roman yazarının hayatının içinden ağır ağır yürüyerek hiç sıkılmadan geçtim.( kendi adıma konuşayım) Ne çok not almışım şaşırdım defterime bakınca.Ne çok bilmediğim şey varmış Sabahattin Ali hakkında; acılı bir hayatı olduğundan ve çok genç yaşta esrarengiz bir cinayete kurban gittiğini bilmekten başka. Sabahattin Ali’nin fotoğraflarına bakınca onun yüzünde hep bir muziplik görmüşümdür. Oldukça yakışıklı sayılan, tatlı tatlı gülümseyen bir komşu gibi samimi bir adam düşünmüşümdür. Dün yakından tanıştık kendisiyle. Daha fazla açıklama beklemeyiniz efendim. Onur Caymaz seminerlerine katılmak kolay. Akademi Nar’ ı takip etmeniz yeterli.

Düne dair sadece “İçimizdeki Şeytan” kalmış demek ki, başkaca bir şey yazamadım.

Sağlıkla sevgiyle kalınız.

 

20.gün yazı7

Bol güneşli bir Urla sabahından dünkü bol yağmurlu güne bir bakış ve GÜNAYDINLAR. Evde kal günlerinde en azından buradan birilerine günaydın demek bile insana moral veriyor.

Dün, gün mutfak günüydü efendim. Komşudan taze sağılmış süt ve bir demet de toprağa yeni  veda etmiş ıspanak gelince kollar sıvandı. Özlemişiz ıspanağı. Zehirsizini bulmak oldukça zor artık. Güvendiğimiz gıdaya ulaşmak için çok çaba gerekiyor. Ispanak  iyi de yıkarken tükettiğimiz su az buz değil. Tam da tasarruf zamanıyken. Bu yıl o kadar az yağmur aldı ki buralar… Umudumuz nisan yağmurlarında. Neyse ki sebze yıkadığımız suları hemen bahçeye dökebiliyoruz. Doğaya destek. Süt demek benim için yoğurt eşim için muhallebi demek. Kardeşim yoğurdu üstlendi ben muhallebiyi. Biraz egzersiz biraz okuma bir de baktım saat üç oluvermiş. Üç buçukta  şair yazar Onur Caymaz ile zoom söyleşimiz vardı. Katılımcı arkadaşlar birer birer çıktılar ekrana. Kendisiyle ilk kez tanışanların yanı sıra atölyelerimizde kitaplarını beğeniyle okuyan dostlarımız da vardı. Süre kısıtlıydı fazla soru soramadık ama edebiyata bakışı ve neden yazdığı konusunda bilgilendik.  Köşe yazılarından, söyleşilerinden ve eğitimlerinden biliyorduk bazılarımız farklı bir yazar olduğunu. Sözünü sakınmayanlardan desem daha doğru olacak. Araştırmacı, ince eleyip sık dokuyucu, tabiri yerindeyse… Zaman hemen aktı gitti. Zoom şu anda harika bir iletişim aracı. Onur Caymaz buluşması sayesinde İstanbul’dan sevgili Yazı Evi arkadaşım Nazlı Ayça ile de görüşme şansım oldu. O da evden yoğun çalışanlardan. Malum evde olmak bazılarımız için çalışmamak anlamına gelmiyor.

img-20200402-wa0005

Onur Caymaz zoom oturumu ( Bazı katılımcılar görünmüyorsa da buradaydılar)

Bu arada televizyonun açık kanallarında 2020 Oscar’lı filmlerden PARAZİT gözümüze çarpınca akşam saatlerini bu  Güney Kore filmine ayırdık. Filmin başından sonunda olabileceklerin bir çoğunu tahmin ettiysek de bu kadarını değil. Son yirmi dakika yerimde duramadım. Filmi ileri sarmamak için kendimi zor tuttum. Sinemeda seyredemediğimiz için üzgündüm ama iyi ki evde seyrettik. İyi bir senaryo, iyi bir çekim ama insanı zorlayan görüntüler ve çarpıcı bir son. Üzerinde çok tartışılacaktır sanırım. Belki bir zoom oturumu da  filmleri tartışmak için açarız.

Yağmur bekleyenlere yağmur güneş bekleyenlere güneş gelsin efendim.

Kalın sağlıcakla.